10 kg süt kesilipte elimde 2 kg lor oluşunca bu haftayı lorlu yiyecekler haftası ilan edip Ege'nin en sevilen lorlu tariflerini yapmak üzere kolları sıvadım. Kesilen sütten lor yapımını bir önceki yazımda vermiştim. Ege'de lorlu her şey pek sevilir aslında, lorlu yiyeceklerden ilki o yumuşacık pofuduk görüntüsü ve tereyağının kattığı enfes tadı ile çok sevilen kurabiyelerden biri olan LOR DOLGULU KURABİYE oldu. Bu kurabiyenin tarifini site komşularımdan olan Sühendam Güven ablamdan almıştım kendisi Havranlı olup hünerli elleri ile damaklara hitap eden sofralara sahiptir. Ben bu güzel kurabiyenin tarifini merak edenler için yazdım ve fotoğrafladım. Bu enfes tadı deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun...
LOR DOLGULU KURABİYE (20 adet)
MALZEMELER
Dışı:
200 gr ılık tereyağ(dışarıda beklemiş olsun eritmeyin)
1 küçük çay bardağı yoğurt
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2 büyük su bardağı un
Bu malzemenin hepsi sıra ile bir kapta buluşturularak ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edilir.
İçi:
250 gr lor peyniri
1 büyük çay bardağı un
1 büyük çay bardağı toz şeker
1 paket vanilya
1/2 paket kabartma tozu
Malzemenin hepsi bir kapta buluşturularak yumuşak ele çok fazla yapışmayan bir hamur elde edilir
Kurabiyenin dışı ceviz büyüklüğünde koparılarak avuç içinde yuvarlak açılır ortasına iç malzemesi yerleştirilip kapatılır.
Yağlı kağıt örtülmüş fırın tepsisine kapatılan kısım altta kalacak şekilde yerleştirilir.
Önceden 170 C ısıtılmış fırında hafif sararana kadar pişirilir ve fırından çıkar çıkmaz üzerine pudra şekeri elenir.
12 Ağustos 2015 Çarşamba
8 Ağustos 2015 Cumartesi
KESİLEN SÜTTEN PEYNİR YAPIMI
Yıllardır yoğurdumu evde yaparım. İstanbul'da yaşarken günlük sütten yapardım Ayvalık'ta yaşamaya başladığımdan beri ise çevre çiftliklerden taze sağılmış inek sütü temin etmek kolay olduğu için her hafta erken saatlerde sağılmış 5 kg taze süt alarak iyice kaynattıktan sonra yoğurdumu yaparım. Rutin olan bu işi yapmak için yine sabah erken saatte sütümü aldım ancak kaynama esnasında kesildi,
Kesilen sütü atmadım ve bundan süt kesiği halk arasındaki ismiyle lor peyniri yaptım. Ertesi gün sabahı yoğurt yapılacak ya yine 5 kg süt aldım ancak süt yine kesildi bunu da lor peyniri yaptım. Böylesi de ilk kez başıma geldi aslında havaların aşırı sıcak olması buna etken diye düşünüyorum. Gelelim lor yapımı tarifine belki bir gün ihtiyacı olan çıkabilir belkide özellikle sütü kestirip lor peyniri yapmak istersiniz tercih sizin.
Kaynayıp kendi kesilen sütün içine ya da kesilmemiş sütün içine bir kaç damla limon sıkıp 2-3 dakika kaynatarak ocağı kapatıp tencerenin kapağını üzerine kapatarak sütün ılınmasını bekliyoruz.
Ilınan sütün üzerine yeşilimsi sarı renkli peynir altı suyu çıkıyor bunu sakın dökmeyin çorbalarda kullanın yüksek miktarda protein içerir sporcuların tercihidir. Altta kalan kesik peyniri ben ince bir tel süzgeç yardımıyla iyice süzerek buzdolabına kaldırıyorum bir gecede dolapta süzülmeye devam ederse beyaz peynir kıvamına geliyor.
Peyniri tuzlu tüketmek isterseniz ocağı kapatınca ağız tadınıza göre tuz ekleyebilirsiniz. Burada sütler yağlı olduğu için 5 kg sütten 1 kg lor elde ediliyor bu miktar sütün sululuk durumuna göre azalabilir. Yaptığınız peynir tuzsuz ise 7 gün, tuzlu ise en fazla 10 gün içinde mutlaka tüketiniz. Eğer bir gün sizinde aldığınız süt kesilirse sakın atmayın bu şekilde yapılan lor peyniri kahvaltıda yenilecek kadar nefis oluyor,
yok kahvaltıda yemem derseniz özellikle Ayvalık'ta ve Balıkesir bölgesinde lorlu tarifler çok meşhurdur. Lor tatlısı, lor kurabiyesi, lorlu börek, lorlu gözleme, lorlu mezeler sırala sırala bitmez. Artık elimdeki 2 kg peynirle neler yaparım göreceğiz...
Kesilen sütü atmadım ve bundan süt kesiği halk arasındaki ismiyle lor peyniri yaptım. Ertesi gün sabahı yoğurt yapılacak ya yine 5 kg süt aldım ancak süt yine kesildi bunu da lor peyniri yaptım. Böylesi de ilk kez başıma geldi aslında havaların aşırı sıcak olması buna etken diye düşünüyorum. Gelelim lor yapımı tarifine belki bir gün ihtiyacı olan çıkabilir belkide özellikle sütü kestirip lor peyniri yapmak istersiniz tercih sizin.
Kaynayıp kendi kesilen sütün içine ya da kesilmemiş sütün içine bir kaç damla limon sıkıp 2-3 dakika kaynatarak ocağı kapatıp tencerenin kapağını üzerine kapatarak sütün ılınmasını bekliyoruz.
Ilınan sütün üzerine yeşilimsi sarı renkli peynir altı suyu çıkıyor bunu sakın dökmeyin çorbalarda kullanın yüksek miktarda protein içerir sporcuların tercihidir. Altta kalan kesik peyniri ben ince bir tel süzgeç yardımıyla iyice süzerek buzdolabına kaldırıyorum bir gecede dolapta süzülmeye devam ederse beyaz peynir kıvamına geliyor.
Peyniri tuzlu tüketmek isterseniz ocağı kapatınca ağız tadınıza göre tuz ekleyebilirsiniz. Burada sütler yağlı olduğu için 5 kg sütten 1 kg lor elde ediliyor bu miktar sütün sululuk durumuna göre azalabilir. Yaptığınız peynir tuzsuz ise 7 gün, tuzlu ise en fazla 10 gün içinde mutlaka tüketiniz. Eğer bir gün sizinde aldığınız süt kesilirse sakın atmayın bu şekilde yapılan lor peyniri kahvaltıda yenilecek kadar nefis oluyor,
yok kahvaltıda yemem derseniz özellikle Ayvalık'ta ve Balıkesir bölgesinde lorlu tarifler çok meşhurdur. Lor tatlısı, lor kurabiyesi, lorlu börek, lorlu gözleme, lorlu mezeler sırala sırala bitmez. Artık elimdeki 2 kg peynirle neler yaparım göreceğiz...
7 Temmuz 2015 Salı
SÜT REÇELİ
İlk kez duyan çoğu kişi sütün reçeli mi olurmuş diyor, fakat bir kez tadına bakan bu hem çok kolay hemde çok lezzetli reçeli hemen yapıyor. Ben ilk kez tadını bilmeden sadece meraktan yapmıştım sonrada sürekli buzdolabımda bulundurur oldum. Aslında tadı karamele benziyor ve bu reçeli en çok "dulce de leche"ismiyle arapların yaptığı söylense de asıl kökeninin Arjantin olduğu biliniyor.
Süt reçeli daha çok tatlı ve pastalarda, kurabiye arası ve üzeri süslemelerinde kullanılan bir malzemedir. Muffin' lerin üzerine sos yapabilir, cheesecake 'lerin üstüne dökelebilir, kreplere sürebilir, kurabiye katları arasına yada üzerine sıkabilirsiniz. Ben sabah kahvaltısı için nutella veya benzeri ürünleri yedirmediğimiz minik şirinime ekmek veya kreplerin üzerine sürmek için yaptım. İşte tarif geliyor.
Malzemeler:
1 su bardağı toz şeker
5 su bardağı süt
1 çay kaşığı silme karbonat
Yapılışı:
Sütü şekerlerle birlikte oldukça derin bir tencereye koyarak ocak üzerinde orta ısıda (çünkü kabartma tozu ilave edilince kabarıyor taşabilir) kaynamasını bekleyin. Kaynadıktan sonra altını kısıp karbonatı ekleyin. Tel el çırpıcısıyla çırparak sürekli karıştırın.
Karbonat sütü oldukça kabartacak ve süt karıştırdığınız sürece taşmayacak. Ardından çırpmayı bıraktığınızda yavaş yavaş sönecektir.
Orta ısıda 10 dakikada bir ya da aklınıza geldikçe arada bir karıştırarak yaklaşık 1 saat kaynamaya bırakın bu süre ocak ısısının yükseklik ve azlık derecesine göre değişebilir . Sütün kıvamı puding gibi olmaya başlayınca reçelimiz hazırdır. Soğuyunca kıvamı sertleşiyor bu nedenle gereğinden uzun kaynatmak reçelinizin renginin fazla kararmasına neden olabilir.
Orta ısıda 10 dakikada bir ya da aklınıza geldikçe arada bir karıştırarak yaklaşık 1 saat kaynamaya bırakın bu süre ocak ısısının yükseklik ve azlık derecesine göre değişebilir . Sütün kıvamı puding gibi olmaya başlayınca reçelimiz hazırdır. Soğuyunca kıvamı sertleşiyor bu nedenle gereğinden uzun kaynatmak reçelinizin renginin fazla kararmasına neden olabilir.
Bu reçeli buzdolabında 2 ay saklayabilirsiniz...
Etiketler:
reçeller,
yiyecek-içecek
Yer:
Türkiye
4 Temmuz 2015 Cumartesi
KİREÇ SUYUNDA KAYISI REÇELİ
Okulların kapanmasıyla birlikte bizim evde bir telaş bir koşuşturmadır başlar yılın 9 ayı 2 kişinin minik zeytin ve kuyruklu dostlarla sakin ve sessiz yaşadığı ev birdenbire kızlar ve torunlar ile şenlik alanına dönüşür. Bu dönemde zaman hızla akıp gittiği için bilgisayarımın başına geçip çok sevdiğim bloguma bir şeyler yazmak için vakit bulmak hayli zor oluyor. Yarım saat kaçamak yaptığım şu sıra lafı fazla uzatmadan sadede geleyim geçenlerde instagramda ve facebookda paylaştığım kayısı reçelinin tarifi hakkında gelen soruları kulak arkası edemedim. Kayısı reçelinin zamanı geçmeden buralara özgü yapılış şeklini anlatacağım.
Malzeme listesi:
1 kg kayısı
1 kg toz şeker
1 minik kase kireç (kaymak halinde)
bir kaç damla limon suyu
Bu reçelin en önemli püf noktası kullanılan kayısıların sert ve tam olarak olgunlaşmamış olmasıdır. İlk olarak büyük bir kap içerisine kireç konularak üzeri su ile doldurulur kireç dibe oturana kadar bir süre beklenerek üzerindeki su alınır bize lazım olanda bu sudur. Daha sonra kayısıların kabukları incecik soyulur sivri bir alet ile (şiş, tornavida, veya temiz bir çivi) çekirdekler sap kısmından girilerek altına doğru itilerek çıkartılır ve kireç suyuna bırakılır bütün kayısılar bu şekilde hazırlanarak 4-5 saat kadar sertleşmesi için bu suda bekletilir.
Ardından kayısılar güzelce yıkanarak içindeki suların tamamen çıkması için delikler alta gelecek şekilde bir süzgece konulur suların iyice süzülmesi beklenir. Süzülen kayısılar büyük bir tencereye alınır üzerine şeker eklenir orta ateşte şeker eriyene kadar beklenir sonra ateş biraz açılıp reçel bir taşım kaynatılıp üzerindeki köpükleri alınarak kapatılır ve soğuması beklenir. Soğumuş reçelin altı tekrar açılır kısa bir süre kaynatılıp kapatılır köpükleri alınıp soğuması beklenir. Aynı işlemler 3 kere tekrarlanır ve bu işlemler sırasında kaşıkla bir karıştırma yapılmaz son kaynatmada reçel kıvamını bulur bir kaç damla limon sıkılıp 2 dakika sonra ocak kapatılır. Kaynatılmış kavanozlara doldurulan reçel hiç kullanılmamış kapaklarla kapatılıp ters çevrilir ve soğumaya bırakılır. Bu şekilde doldurulan kavanozlar bir yıldan fazla bile saklanabilir.
Malzeme listesi:
1 kg kayısı
1 kg toz şeker
1 minik kase kireç (kaymak halinde)
bir kaç damla limon suyu
Bu reçelin en önemli püf noktası kullanılan kayısıların sert ve tam olarak olgunlaşmamış olmasıdır. İlk olarak büyük bir kap içerisine kireç konularak üzeri su ile doldurulur kireç dibe oturana kadar bir süre beklenerek üzerindeki su alınır bize lazım olanda bu sudur. Daha sonra kayısıların kabukları incecik soyulur sivri bir alet ile (şiş, tornavida, veya temiz bir çivi) çekirdekler sap kısmından girilerek altına doğru itilerek çıkartılır ve kireç suyuna bırakılır bütün kayısılar bu şekilde hazırlanarak 4-5 saat kadar sertleşmesi için bu suda bekletilir.
Ardından kayısılar güzelce yıkanarak içindeki suların tamamen çıkması için delikler alta gelecek şekilde bir süzgece konulur suların iyice süzülmesi beklenir. Süzülen kayısılar büyük bir tencereye alınır üzerine şeker eklenir orta ateşte şeker eriyene kadar beklenir sonra ateş biraz açılıp reçel bir taşım kaynatılıp üzerindeki köpükleri alınarak kapatılır ve soğuması beklenir. Soğumuş reçelin altı tekrar açılır kısa bir süre kaynatılıp kapatılır köpükleri alınıp soğuması beklenir. Aynı işlemler 3 kere tekrarlanır ve bu işlemler sırasında kaşıkla bir karıştırma yapılmaz son kaynatmada reçel kıvamını bulur bir kaç damla limon sıkılıp 2 dakika sonra ocak kapatılır. Kaynatılmış kavanozlara doldurulan reçel hiç kullanılmamış kapaklarla kapatılıp ters çevrilir ve soğumaya bırakılır. Bu şekilde doldurulan kavanozlar bir yıldan fazla bile saklanabilir.
Reçel taneleri top top olduğundan içine kaymak konularak tatlı olarak bile kullanılabilir...
8 Haziran 2015 Pazartesi
KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI
Kabak çiçeği dolması Ege'nin en beğenilen, en sevilen yemeklerinden biridir. Ayvalık pazarında her zaman sözünü ettiğim gibi yılın şu zamanlarında her türlü taze otun yanı sıra sabah erken saatlerde toplanan kabak çiçeklerinden de bulmak mümkündür. Kabak çiçekleri çok hassas oldukları için mutlaka toplandığı gün dolmaları yapılır. Kabak çiçeği dolmasının birkaç farklı tarifi vardır ben otları sevdiğim için tabii ki otlu olanı yapmayı tercih ediyorum. Çiçekleri doldururken önemli olan ince oldukları için yırtmamaya özen göstermektir. Yapım aşamasında öncelikle pazardan eve getirilen çiçeklerin tekrar açılması için soğuk su dolu bir kabın içerisine koyalım.
Kabak çiçeklerinin içindeki sarı renkli minik kısımlarını küçük bir kaşık yardımı ile çiçekleri yırtmadan dikkatlice çıkaralım. Çiçeklerin sap kısmındaki yeşillikleri kopartalım. Şimdi doldurulmaya hazırlar...
İÇ MALZEMESİ (25 -30 çiçek için)
1 Su bardağı pirinç
1 demet Yeşil soğan
1 demet yeşil nane
1 demet maydanoz
1 demet dereotu
tuz, karabiber, 1 çorba kaşığı zeytinyağı
Kabak çiçeklerinin içindeki sarı renkli minik kısımlarını küçük bir kaşık yardımı ile çiçekleri yırtmadan dikkatlice çıkaralım. Çiçeklerin sap kısmındaki yeşillikleri kopartalım. Şimdi doldurulmaya hazırlar...
İÇ MALZEMESİ (25 -30 çiçek için)
1 Su bardağı pirinç
1 demet Yeşil soğan
1 demet yeşil nane
1 demet maydanoz
1 demet dereotu
tuz, karabiber, 1 çorba kaşığı zeytinyağı
Yeşillikler küçük küçük doğranıp üzerine iyice yıkanmış pirinç zeytinyağı tuz ve karabiberini ilave ettikten sonra bir tatlı kaşığı yardımı ile avuç içinde düzgünce açılan çiçeklerin içerisine yırtmadan malzeme doldurulup karşılıklı kapatılır.
Tencereye yan yana dizilen dolmaların üzerine 1 su bardağı su ve 3 yemek kaşığı zeytinyağı dökülüp üstüne bir tabak kapatarak kısık ateşte 15 dakika pişirilir.
29 Mayıs 2015 Cuma
ÇOCUKLUĞUMUN SALINCAĞI
Bezen gülümseyerek, bazen hüzünlenerek hatırladığımız çocukluğumuz, neler yaşadık ne anılar biriktirdik. Yoğurdumuz kapımızın önünden geçen ''yoğurtçu” nidalarıyla ve elindeki zilin sesiyle beklediğimiz yoğurtçulardan alınırdı,ben en çok da yoğurtçunun ayrı bir kapta sattığı kaymağı severdim. Çamaşırlarımız merdaneli makinede yıkanır, bazı evlerde hala divanlara oturulurdu, Haftanın üç günü evinde televizyon olan ailenin evine gündüzden çocuklar gönderilir bir maniniz yoksa akşam annemler size gelecek denir siyah beyaz deneme yayınları izlenir arada yayın bağlantısı bozulunca da necefli maşrapa görüntüsünün bitmesi beklenir, İstiklal Marşımızın ardından ''Televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız'' yazısı görülmeden televizyon kapatılmazdı . Evimize en yakın okula gidilir, bayramlarda el öpüp beyaz ütülü mendiller içinde harçlık alınırdı. Mahalle bakkalına ipli sepet uzatılırdı. Elektrikler kesilince mum ışığında ders yapılırdı.Cicili bicili anket defterlerimiz vardı sınıf arkadaşlarımıza yazdırdığımız, bazen kalbin kadar temiz olan bu deftere diye başlayıp nasıl anlatsam sana ilk harflerine baksana diye akrostişlerle biterdi. Boş ders olursa hemen bir kağıt çıkarılır isim şehir oynanırdı. Okuldan koşa koşa çıkılır çanta kapıdan eve atılır sokakta ip atlanır,seksek, saklambaç, yakartop, ebecilik, mendil kapmaca, misket oynanır, topaç çevirilirdi. Belki çok oyuncağımız yoktu ama yinede mutluyduk. Bahçelerdeki ağaçlara tırmanır meyveleri yerdik, ağaçlara ipleri bağlar üzerine bez koyup salıncaklar yapar çok eğlenirdik. Ah ne günlerdi diyerek o günleri çok özlüyoruz. Bütün bunları düşünürken kendimi bahçedeki ağaca prensesim için nostaljik bir salıncak yaparken buldum çocukluğumuzun keyiflerinden bir kaçını birazcık oda yaşasın, salıncağa binsin, ip atlasın, ağaçlardan meyve toplasın...
Hazırlıklar tam sürat devam malum okulların kapanmasına az kaldı.
27 Mayıs 2015 Çarşamba
ÇİÇEK SEVDASI
Tabii ki doğanın her hali güzeldir, her mevsimin kendine özel çiçekleri de güzellikleri de vardır. Ama uzun bir kışın ardından ilkbaharda ağaçların tomurcuklanması bir rüya gibi değil midir?
Doğanın minicik bir parçası olan bahçelerimiz ilkbaharda sanki hayata yeniden gözlerini açarlar. Bin bir umutla yeni ektiğimiz tohumların ilk yapraklarını vermelerinden sonra merakla beklediğimiz ilk çiçeklerini açması ve baharın sonlarında birbiriyle yarışırcasına hızla açan çiçekler yazı müjdeleyip en güzel halleri ile bahçelerimizde veya balkonlarımızda hayatımıza renk katarlar.
Bu yıl soğuk geçen bir kışın ardından bahçedeki çiçeklerin çoğu maalesef dondu. Gidenlere üzülüp kalan sağlara sevinmek zorunda kaldım.
Bahçe çiçeklendirmesi yaparken ilk tercihim önceki yazdan sakladığım çiçek tohumları ve çiçek soğanları oluyor.
Ardından sera seferleri başlıyor, seralardan aldığım çeşitli çiçekleri bahçemde buluşturmayı seviyorum.
Gezdiğim seralarda o güzelim renkleriyle beni adeta sarhoş eden mis kokulu çiçeklerin arasında kendimi oradan oraya savrulurken buluyorum güzellikler arasına seçim yapmakta çoğu zaman zorlanıyorum ve sonunda her gittiğim yerden elim kolum çiçek dolu olarak dönüyorum. Aslında baharda seraları gezmek benim için apayrı bir zevk.
Ne yapayım içimdeki çiçek sevdasını durduramıyorum baharın bana vermiş olduğu enerjiyi bahçem için harcayarak kendimi daha zinde ve tazelenmiş hissediyorum.
'' Çiçekler daima sevginize karşılık verirler ama ihmal edilmeye gelmezler ''
20 Mayıs 2015 Çarşamba
DONDURMAMIZI EVDE YAPALIM
Sıcak yaz günlerinde buz gibi dondurma ile ferahlamaya kim hayır diyebilir ki, ?
Benim en sevdiğim Maraş usulü şöyle kaşığa almaya çalıştıkça uzayıp giden veya vanilyalı, çikolatalı, damla sakızlı, muzlu, çilekli, vişneli, karamelli saymakla bitmeyecek envai çeşit dondurma sıcak yaz günlerinde çocuğuyla büyüğüyle çoğumuzun bir numaralı tatlı tercihimiz oluyor.
Dondurmayı Romalılar, dağların zirvelerinden topladıkları karları sertleştirip top haline getirerek, daha sonra bu topların üzerine meyve parçacıkları, pekmez ve bal gibi tatlı yiyecekleri döküp yerlermiş. Anadolu'dada bu lezzet kar ve pekmezin karıştırılmasıyla ''karsambaç'' adını almış.
Günümüzde ise bu doğallık çoğunlukla yitirilmiş, marketlerden kutular içerisinde satın aldığımız dondurmaların çoğu dayanıklılığı artırmak, kıvam sağlamak, buzlanmayı önlemek, renk elde etmek koku vermek için türlü katkı maddeleri ilave edilerek imal ediliyor. Bu nedenle ben marketten dondurma satın almak yerine kendim yapmayı ediyorum. İki yıl öncesine kadar dondurmayı buzlukta karıştırarak dondurma yöntemi ile yapardım ancak bu yöntemle kristalleşme olmadan kıvam elde etmek hayli zor oluyordu. İki yıl önce Anneler gününde kızım bir dondurma makinesi hediye edince dondurma yapmak adeta zevk halini aldı. Üretici firma ile bir bağlantım yok ama çok kişiye bu makineden almaları için tavsiyede bulundum. Neyse lafı daha fazla uzatmadan beğenerek yiyeceğinizi düşündüğüm ev yapımı iki dondurma tarifi...
MARAŞ USULÜ DONDURMA
1 lt süt,
1 bardak toz şeker,
3 tatlı kaşığı doğal salep,
Önce üç malzemeyi çırpıcı ile iyice çırparak uzayan bir boza kıvamına getiriyorum daha sonra ocakta karıştırmaya devam ederek pişiriyorum. Soğuyunca buzdolabında biraz beklettikten sonra malzemeyi makineye döküyorum 20 dakika sonra dondurmam hazırrrr. Buzlukta muhafaza ederek tüketiyorum.
ÇİLEKLİ DONDURMA
500 gr çilek,
1 kutu süt kreması,
100 gr pudra şekeri,
Çilek pudra şekeri ile rondoda pürüzsüzce eziliyor. Başka bir yerde kremayı krem şanti kıvamına gelene kadar karıştırıp çilek püresini yavaş yavaş içine ilave ediyorum. Sonrada hooop makineye 20 dakika sonra dondurmam hazır. Buzlukta muhafaza ederek tüketiyorum.
Bu kadar kolay, şimdi sıra geldi afiyetle yemeye...
Yalnız dikkat edin her yiyecekte olduğu gibi azı karar çoğu zarar getirir. Az yenirse mutluluk, çok yenirse kilo almaya neden olabilir.
16 Mayıs 2015 Cumartesi
METABOLİZMA HIZLANDIRICI SU
Kısa süren bir bahardan sonra yaza hızlı bir giriş yapacağız gibi görünüyor. Benim gibi çeşitli nedenlerle hala birkaç kilo fazlalığınız yada göbek bölgesinde hafif yağlanmalarınız varsa Cynthia Sass'ın “Flat Belly Diet” (Düz Bir Karın İnce Bir Bel) kitabından metabolizmayı hızlandırmaya yarayan Sassy Suyunu günde 2 lt içerek kullanabilirsiniz, tadı nasıl derseniz bana göre çok güzel.
Sassy suyu hazırlamak çok kolay.
1 adet salatalığı ve 1 adet limonu ince ince doğrayıp, 12 adet taze nane yaprağını ve kabuksuz baş parmağı büyüklüğünde 2 parça taze zencefili, 2 litre suya ekleyin. 1 gece önceden hazırladığınız bu suyu ertesi gün, bütün gün boyunca tüketin. Her gece yeniden hazırlayarak gün boyunca hepsini tüketin.
Sassy suyu hazırlamak çok kolay.
1 adet salatalığı ve 1 adet limonu ince ince doğrayıp, 12 adet taze nane yaprağını ve kabuksuz baş parmağı büyüklüğünde 2 parça taze zencefili, 2 litre suya ekleyin. 1 gece önceden hazırladığınız bu suyu ertesi gün, bütün gün boyunca tüketin. Her gece yeniden hazırlayarak gün boyunca hepsini tüketin.
Sassy suyunun içinde bulunan malzelemelerin vücut için faydalarına genel olarak bakarsak özelliği metabolizmayı harekete geçirerek hızlandırıyor, enerji veriyor, oldukça antioksidan ve vücuttaki sıvıların Ph ını dengeliyor.
Kullandığımız malzemelere de bakacak olursak salatalık doğal bir idrar söktürücüdür ve ödem oluşmasını engeller, vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlar. Nane, sindirimi kolaylaştırır ve gaz söktürücüdür. Limon antioksidandır, vücuttaki ph değerini dengeler, bağırsakları temizler. Zencefil ise, limon gibi antioksidandır, bağırsaklardaki gazın atılmasına da yardımcı olur, sindirimi kolaylaştırır, şişkinliğe iyi gelir.
Çok kilo vermek istiyorsanız tabii ki sadece sassy suyunu içmek yetmez.
Kitabın yazarı her gün düzenli olarak tavsiye ettiği diyeti yaptığınızda 32 günde 7 kilo verebileceğinizi ve 15 cm incelecebileceğinizi söylemektedir. Yazara göre diyet günlük 1600 kalori alımına dayanıyor ve öğünler arası mutlaka dört saati geçmeyecek şekilde olması gerekiyor.Gün aşırı karın egzersizleri yapmanında çok yararlı olacağını söylüyor.
Kullandığımız malzemelere de bakacak olursak salatalık doğal bir idrar söktürücüdür ve ödem oluşmasını engeller, vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlar. Nane, sindirimi kolaylaştırır ve gaz söktürücüdür. Limon antioksidandır, vücuttaki ph değerini dengeler, bağırsakları temizler. Zencefil ise, limon gibi antioksidandır, bağırsaklardaki gazın atılmasına da yardımcı olur, sindirimi kolaylaştırır, şişkinliğe iyi gelir.
Çok kilo vermek istiyorsanız tabii ki sadece sassy suyunu içmek yetmez.
Kitabın yazarı her gün düzenli olarak tavsiye ettiği diyeti yaptığınızda 32 günde 7 kilo verebileceğinizi ve 15 cm incelecebileceğinizi söylemektedir. Yazara göre diyet günlük 1600 kalori alımına dayanıyor ve öğünler arası mutlaka dört saati geçmeyecek şekilde olması gerekiyor.Gün aşırı karın egzersizleri yapmanında çok yararlı olacağını söylüyor.
Sonuçta şekersiz ,sağlıklı bir içecek,bence yaz için ideal bir detox şimdiye kadar denemediyseniz hemen yarın başlayın derim. Bahçedeki salatalıklar henüz olmadı ama nanelerim çoktan hazır artık yapar yapar içerim...
Bol Sassyli günler...
26 Nisan 2015 Pazar
DENİZDEN GELEN YELKENLİ VE KAPI SÜSÜ
Kış bahçesini yaz bahçesine dönüştürürken kullandığım objelerden drift wood kapı süsü ve minik yelkenlinin yapım aşamalarının fotoğraflarını epeydir burada paylaşmak istedim ama rutin bahar programlarım, bahar temizliği ve ailemize katılacak yeni miniğimizin hazırlıkları ile çok meşgul olduğum için biraz geciktim...
Aslında bunları yapmak çok kolay malzemelerin hepsi denizden, sahilde yaptığım yürüyüşlerde topladığım dalgaların bana getirdiği dal parçaları ve kurumuş çeşitli deniz kabuklularından ibaret. Öncelikle istediğim büyüklükte böyle bir kalıp hazırladım.
Sahilde yürüyüşler yaparken, martıların sesini dinlemek gezerken denizin bana sunduklarını toplamak bulduklarımı ne yapabileceğimi düşünmek ve onlardan hayalimdeki bir şeyleri yapmak benim için inanılmaz zevkli bir o kadarda dinlendirici. Şöyle bir bakınca yıllardır Türkiye'nin değişik sahillerinden ne kadar çok taş, kabuk ve cam parçası topladığımı fark ettim. Her tatil dönüşü arabanın bagajı bunlarla dolu olurdu ve bunlar şu anda evin pek çok köşesinde bahçenin ise her yerinde gittiğim sahilleri, tatilleri bana tekrar yaşatıyorlar.
Antalya, Datça, Fethiye, Bodrum, Marmaris, Foça, Altınoluk... Ne çok anı biriktirmişim...
Aslında bunları yapmak çok kolay malzemelerin hepsi denizden, sahilde yaptığım yürüyüşlerde topladığım dalgaların bana getirdiği dal parçaları ve kurumuş çeşitli deniz kabuklularından ibaret. Öncelikle istediğim büyüklükte böyle bir kalıp hazırladım.
Ardından uygun dal parçalarını ve dalların arasına da askı ipini yerleştirerek silikonla mukavvanın üzerine yapıştırdım,
En son kabuk ve yıldızları da yapıştırınca denizin bana getirdiği yazın sıcak havasını evin içine taşıyan cici bir kapı süsüm oldu.
Bir önceki kış bahçesine yaz dopingi isimli yazımda görünen birde minik yelkenli vardı. O yelkenlide bulduğum uygun görünen dal parçaları ve evde bulanan kumaş parçalarından ibaretti.Sahilde yürüyüşler yaparken, martıların sesini dinlemek gezerken denizin bana sunduklarını toplamak bulduklarımı ne yapabileceğimi düşünmek ve onlardan hayalimdeki bir şeyleri yapmak benim için inanılmaz zevkli bir o kadarda dinlendirici. Şöyle bir bakınca yıllardır Türkiye'nin değişik sahillerinden ne kadar çok taş, kabuk ve cam parçası topladığımı fark ettim. Her tatil dönüşü arabanın bagajı bunlarla dolu olurdu ve bunlar şu anda evin pek çok köşesinde bahçenin ise her yerinde gittiğim sahilleri, tatilleri bana tekrar yaşatıyorlar.
Antalya, Datça, Fethiye, Bodrum, Marmaris, Foça, Altınoluk... Ne çok anı biriktirmişim...
17 Nisan 2015 Cuma
KIŞ BAHÇESİNE YAZ DOPİNGİ
Uzun ve soğuk bir kışın ardından nihayet bahar geldi. Havaların ısınmasıyla birlikte bahar temizliğinin ardından yaşam alanlarımızı yaza hazırlamanın tam zamanı. Bende minik değişiklikler minik dokunuşlarla etrafı camlarla çevrili kış bahçesini yaza hazırlayarak yaz moduna girdim bile...
Bir evi yada içindeki bölümlerden herhangi birini yaza hazırlamak demek her zaman mobilyaları değiştirmek yada yeni aksesuarlar almak anlamına gelmemelidir. Elimizden geldiğince bir şeyleri kendimiz yaparak da zevkle yaşam alanlarımızı yenileyebilir, hayatımıza günlük rutin içinde yeni bir renk katabiliriz.
Daha evvel İstanbul'daki evden kahverengi olarak gelen vitrini ve koltukların kolçak kısımlarını beyaza boyamış bunu da Bahar yenilik zamanıdır isimli yazımda anlatmıştım. Bu aşamalardan sonra koltukların kumaş kısımlarında da bir değişiklik yapmak istedim ve evde uzun zamandır bir kenarda işe yaramayı bekleyen beyaz kumaşlarla kapladım. Kapı süsü ve üzerilerine aksesuarları astığım askılığıda uygun ebatlardaki denizden gelen ağaç parçalarıyla yaptım.
Duvardaki panoların yapımını daha evvel Driftwood pano çalışmalarım adlı yazımda anlatmıştım. Minik yelkenliyi yapmak ve kumaş parçalarıyla süslemekte gerçekten çok keyifli oldu.
Sehpa olarak kullandığım kütük ise kışın kuruduğu için kesilen bir ağacın parçası onunda dış kabuklarını soyarak boyadım şirin ve modaya uygun bir sehpa haline getirdim.
Deniz kenarından topladığım birkaç taşı da boyayınca sihirli değneğe gerek almadan yazı evin içerisine taşıdım.
Birazcık emek ile hayatınız değişebilir denemek isteyenlere kolay gelsin...
Bir evi yada içindeki bölümlerden herhangi birini yaza hazırlamak demek her zaman mobilyaları değiştirmek yada yeni aksesuarlar almak anlamına gelmemelidir. Elimizden geldiğince bir şeyleri kendimiz yaparak da zevkle yaşam alanlarımızı yenileyebilir, hayatımıza günlük rutin içinde yeni bir renk katabiliriz.
Daha evvel İstanbul'daki evden kahverengi olarak gelen vitrini ve koltukların kolçak kısımlarını beyaza boyamış bunu da Bahar yenilik zamanıdır isimli yazımda anlatmıştım. Bu aşamalardan sonra koltukların kumaş kısımlarında da bir değişiklik yapmak istedim ve evde uzun zamandır bir kenarda işe yaramayı bekleyen beyaz kumaşlarla kapladım. Kapı süsü ve üzerilerine aksesuarları astığım askılığıda uygun ebatlardaki denizden gelen ağaç parçalarıyla yaptım.
Duvardaki panoların yapımını daha evvel Driftwood pano çalışmalarım adlı yazımda anlatmıştım. Minik yelkenliyi yapmak ve kumaş parçalarıyla süslemekte gerçekten çok keyifli oldu.
Sehpa olarak kullandığım kütük ise kışın kuruduğu için kesilen bir ağacın parçası onunda dış kabuklarını soyarak boyadım şirin ve modaya uygun bir sehpa haline getirdim.
Deniz kenarından topladığım birkaç taşı da boyayınca sihirli değneğe gerek almadan yazı evin içerisine taşıdım.
Birazcık emek ile hayatınız değişebilir denemek isteyenlere kolay gelsin...
8 Nisan 2015 Çarşamba
SAĞLIK DEPOSU MİNİK ENGİNARLAR
Bu sabah uyandığımda pırıl pırıl güneşli bir gökyüzü ile karşılaştım ama kapıdan dışarıya çıkıp bahçeye ayağımı uzattığım anda buz tuttum diyebilirim. Bu ilkbahar bizi çok üzdü bu sene yinede bize sunduğu nimetlerden zamanında ve yeterince faydalanabilirsek yaza daha zinde bir şekilde girebiliriz.
Mevsimin protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral deposu enginar tamda yaz mevsimi yaklaşırken yağ oranı çok düşük ve kalori miktarı az olduğundan birkaç kilo verebilmek için yaptığımız diyetlerin, kalbimizin, karaciğerimizin, safra kesemizin, midemizin, böbreklerimizin dostu, kanser dahil türlü hastalıkların şifa kaynağı sofralarımızdan hiç eksik etmememiz gereken bir gıda ve şu sıralar en kıymetli haliyle pazar tezgahlarında yerini almaya başladı.
Bende dün Gömeç'in şirin pazarında rastladığım ve hemen aldığım minicik muhteşem enginarların en sağlıklı haliyle sofraya geliş hikayesini sizlere aktarmak istiyorum...
Enginarların sapları kesilerek en dışındaki bir kaç kabuk çıkarılır ceviz büyüklüğünde ise ikiye portakal büyüklüğünde ise dörde bölünür içinde tüylü kısım oluşmuşsa bunlar bir kaşık veya bıçak yardımıyla ayıklanır.
kararmamaları için limonla ovulurak hemen limonlu suya atılır. Saplarını sakın atmayın onlarda yeniyor, dıştaki kalın tabakası bitene kadar sıyırıp onları da limonlu suya atın.
Soğuduktan sonra tabağa alıp dereotu ile süsleyerek servis yapabilirsiniz.
Enginarın kabuğu yenirmi diyenler de olabilir düşüncesi ile enginarların çanak kısmı yendikten sonra yaprakların etli kısımlarının da emilerek yenmesi gerektiğini söylemek isterim, aslında en keyifli kısmı burası ellerimiz biraz yağlanıyor ama olsun.
Unutmayalım ki sağlıklı beslenmenin ilk şartı sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmekle başlar.
Mutfağınızdan sağlıklı yemek kokuları eksik olmasın.
Mevsimin protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral deposu enginar tamda yaz mevsimi yaklaşırken yağ oranı çok düşük ve kalori miktarı az olduğundan birkaç kilo verebilmek için yaptığımız diyetlerin, kalbimizin, karaciğerimizin, safra kesemizin, midemizin, böbreklerimizin dostu, kanser dahil türlü hastalıkların şifa kaynağı sofralarımızdan hiç eksik etmememiz gereken bir gıda ve şu sıralar en kıymetli haliyle pazar tezgahlarında yerini almaya başladı.
Bende dün Gömeç'in şirin pazarında rastladığım ve hemen aldığım minicik muhteşem enginarların en sağlıklı haliyle sofraya geliş hikayesini sizlere aktarmak istiyorum...
Enginarların sapları kesilerek en dışındaki bir kaç kabuk çıkarılır ceviz büyüklüğünde ise ikiye portakal büyüklüğünde ise dörde bölünür içinde tüylü kısım oluşmuşsa bunlar bir kaşık veya bıçak yardımıyla ayıklanır.
kararmamaları için limonla ovulurak hemen limonlu suya atılır. Saplarını sakın atmayın onlarda yeniyor, dıştaki kalın tabakası bitene kadar sıyırıp onları da limonlu suya atın.
Orta büyüklükteki bir soğan ve iki diş sarmısağı mümkünse nefis Ayvalık zeytinyağında hafifçe öldürün enginarları kabukları alta gelecek şekilde tencereye dizin üzerine tuz ve şeker ilave edin (diyette iseniz yada şeker hastalığınız varsa şeker eklemeyin) Kabuğu tamamen alınmış limon dilimlerini enginarların üzerine yerleştirerek 1 çay bardağı su ilavesi ile kısık ateşte enginarlar yumuşayana kadar pişirin.
Enginarın kabuğu yenirmi diyenler de olabilir düşüncesi ile enginarların çanak kısmı yendikten sonra yaprakların etli kısımlarının da emilerek yenmesi gerektiğini söylemek isterim, aslında en keyifli kısmı burası ellerimiz biraz yağlanıyor ama olsun.
Unutmayalım ki sağlıklı beslenmenin ilk şartı sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmekle başlar.
Mutfağınızdan sağlıklı yemek kokuları eksik olmasın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















































